ÖDEM NEDİR? ÖDEMSİZ BİR VÜCUT İÇİN NASIL BESLENMELİYİZ?

Ödem Nedir?

            Ödem, damar içinde dolaşan sıvının damarların dışına sızması sonucunda doku araları ile cilt altında sıvı birikmesidir ve çok yaygın olarak karşılaşılan bir sorundur. Genellikle ciddi bir hastalık belirtisidir. Parmağımıza yüzüğün dar gelmesi, seyahat dönüşünde vücudumuzda şişlik hissetmemiz, göz kapaklarımızda, ellerde ve ayaklarda şişkinlik sonucunda ayakkabımızı giyinemez duruma kadar gelmektedir.

            İdeal kilosuna yakın olan kişilerde ödem daha geçici bir sorun haline gelirken, beden kütle indeksi (boyuna göre olması gereken kilo kg/boy2) 30’un üzerinde olanlarda (şişman/obez bireyler) ise kalıcı hale gelebiliyor. Bu nedenle ideal kiloda olmak önemli bir noktadır. Çünkü vücut ağırlığı arttıkça paralelinde ödem oluşumu da artar. Piyasada ödem problemini çözeceğini iddia eden bazı bitkisel karışımlar ve bazı ilaçlar ise bu sorunun daha da kalıcı hale getiriyor. Hızlı kilo verdiren şok diyetler ya da günün modası proteinden zengin beslenme modelleri de ödemi hızla artırıyor. Hem bedenimizde şişkinliğe neden olan hem de tartıda kilo artışına neden olarak moral bozan ödemden kurtulmanın yollarını sizlerle paylaşıyorum.

Ödem Nasıl Oluşmaktadır?

            Vücutta su dağılımının, kas hücresinde ve kullanılan bölgede dengeli şekilde olması gerekiyor. Ancak aşırı kilo, stres, toksin maddelerin artışı gibi çeşitli nedenlerle vücudun lenf kanalları tıkanıyor ve vücuttan atılması gereken su atılamayarak ödeme neden oluyor.

            Ödem birçok nedene bağlı olarak oluşabilmektedir. Bazen bir hastalığın sonucunda oluşurken bazen nedene bilinmeyen, bir hastalık sonucu olmadan, yanlış beslenmeden veya sıvı tüketiminin yetersiz olmasından dolayı vücutta şişkinlik olarak kendini göstermektedir. Bu nedenle ödemli kişilerde öncelikle bu belirtilen hastalıkların olup olmadığının araştırılması gerekiyor. Fakat zaman zaman oluşan ve hastalıkla değil beslenme hatalarının sebep olduğu ödemlerden doğru beslenerek kurtulabilirsiniz.

Başta çok sayıda hastalık ödemin sebebi olmaktadır. Bu hastalıklar;

  • Böbrek hastalıkları
  • Hormonsal bozukluklar
  • Karaciğer hastalıkları
  • Hipertansiyon
  • Tiroit hastalıkları
  • Kalp hastalıkları (Kalp yetmezliği, kalp kapağı hastalıkları)
  • Karaciğer hastalıkları
  • Damar tıkanmaları
  • Yanık
  • Nedeni bilinmeyen (idiyopatik ödem)

            Yukarıdaki hastalıkların sizde olması durumunda mutlaka doktor ve diyetisyeninizle birlikte takip edilmeli ve diyetisyeniniz sağlık durumunuza uygun olan bir beslenme programı uygulamalıdır.

HAMİLELİK DÖNEMİNDE VÜCUTTA ÖDEM ARTMAKTADIR…

            Hamilelik döneminde yüksek miktarda tuz içeren turşu ve salamura türü besinler, tuzlu peynir, galeta/kraker ve ayran (hazır satılanlar) gibi besinleri fazla tüketmek ödem artışını hızlandırmaktadır. Hamilelik dönemini hem sağlıklı bir şekilde tamamlamak hem de bebeğin gelişimi için, günlük tükettiğiniz su miktarını mutlaka artırarak en az 10 bardak su içmelisiniz. Hamilelik dönemindeki ödem artışı, aynı zamanda kan pıhtılaşma problemi veya preeklampsi gibi sağlık sorunlarının bir belirtisi olarak ortaya çıkabilir. Bu dönemde el ve ayaklarınızın fazla şiş olduğunu hissederseniz, kadın doğum uzmanınıza danışıp, beslenmenizi düzenlemek için diyetisyenden yardım almalısınız.

HASTALIK OLMADAN, SAĞLIKSIZ BESLENME İLE OLUŞAN ÖDEM…

            Bazı durumlarda ödemin nedeni bir hastalık olmayabilir. Bu duruma idiyopatik yani nedeni bilinmeyen ödem olarak adlandırılır. Bu tür ödem genelde genç ve orta yaşlılarda görülür.

            Buna neden olan etmenleri şöyle sıralayabiliriz:

  • Fazla kilolu olmak,
  • Gerginlik gibi psikolojik stres,
  • Karbonhidrattan fazla beslenme,
  • Çok tuzlu bir beslenme düzeninin olması.

            İdiyopatik ödem korkulacak bir hastalık değildir. Genellikle insanlar vücuttaki şişlikler nedeniyle kendisinde bir hastalığın olduğunu düşünür. Çünkü bu durum bireyde yıllarca sürebilir. Ödeme neden olan hastalıklar tedavi edildikten sonra bireyin vücudunun yaptığı ödemi ona anlatmak ve doğru bir beslenme tedavisi ayarlamak gerekmektedir.

ÖDEMİN DEĞERLENDİRİLMESİ

            Ödem deri altı dokusunda oluştuğunda vücudun o bölgesi şiş olarak görülür ve bu şişlik üzerindeki deri gergindir. Eğer bu bölge belirli bir dereceye kadar şişmişse parmakla bastırıldığında çukurlaşır. Parmağımızı bastırdığımızda hemen alttaki sıvı yanlara doğru itilerek, bastırılan bölge çukur olmaktadır. Parmak kaldırılarak basınç yok edilirse sıvı tekrar bu çukuru doldurur. Parmağımızı bastırdıktan 5 saniye sonra çukurluk meydana gelirse ödemin olduğu anlaşılmaktadır.

            Ancak bazı durumlarda organlarda ödemleşebilir. Bu durumu anlamak için ultrason ile organlara bakılır. Çünkü ödemli organ normal boyutuna göre büyümüş (su tutmuş) ve ağırlaşmıştır.

SUSAYINCA ÖNCELİKLE SU İÇİNİZ…

            Susayınca öncelikle yapılan en büyük hata, asitli meşrubatlara ya da meyve sularına yönelmek oluyor. Şık ve büyük bardaklarda,  servis edilen bu içecekleri tüketmek çok keyifli olsa da her zaman sağlıklı olmayabiliyor, çünkü bunlar vücuttan su atılımını hızlandırıyor. Bu tür içecekleri tabi ki hayatımızdan tamamen çıkaramayız, ama sınırlandırmamız gerekmektedir. Susuzluğun giderilmesi için ilk tercihin her zaman sudan yana yapılması, böylece su kaybı da önlenecektir. Su içmenin bir görev değil, keyif haline dönüştürülmesi gerekmektedir.  “Suyumuz soğuk veya ılık da olabilir. İçerisine elma dilimi koyabilir, limon damlatabilir ya da çubuk tarçın ekleyebilirsiniz.

ÖDEMSİZ BİR VÜCUT İÇİN SAĞLIKLI BESLENME ÖNERİLERİ…

1. Tuzu azaltınız!

            Öncelikle yemeklerinizde kullandığınız tuzu azaltmalısınız. Yediğimiz tüm besinlerde; et, ekmek, peynir v.b tüm besinlerde belirli miktarlarda tuz vardır. Yani ekstradan yemeklere tuz ilave etmesek bile besinlerden vücudumuz tuz ihtiyacını karşılamaktadır. Salamura besinler, turşu, hazır çorbalar, cips, tuzlu bisküviler gibi besinlerde çok yüksek miktarda tuz vardır. Öncelikle bu tür besinleri hayatınızdan çıkartınız. Yemek masasındaki tuzluğu kaldırmalı ve yemeğinize koyduğunuz tuz miktarını yarı yarıya indirip, yemeklere sonradan tuz eklememelisin. Daha fazla lezzet almak için bol bol yemeklerinizde baharat kullanabilirsiniz.

2. Konserve besinleri tüketmeyiniz.

                Günlük tuz tüketiminin 5 g’ın altında olması önerilmektedir. 100 g turşu, konserve besini yenildiğinde, örneğin; iki salatalık turşusu, bir günlük ihtiyacımızın yarısı kadar tuz tüketmiş oluruz. Bu kadar yoğun tuz içeren besinlerin tüketiminden uzak durulmalı ya da çok az ve seyrek tüketilmelidir.

3. Asitli, soda ve kafeinli içecekleri azaltınız.

            Kafein içeren içecekler (çay, soda, kola, türk kahvesi vb.) vücuttan su atılımına neden olarak ödeme (şişkinliğe) neden olmaktadır. Kahve ve çayı sıvı olarak düşünmeyip, bir fincan kahve / bir su bardağı çay vücuttan bir bardak su atacağı için hem su kaybını önlemek hem de artıya geçmek için çay veya kahve içiminden sonra 2 su bardağı su içmeliyiz. Bu nedenle gün boyunca çay + kahve tüketimi 5 fincanı geçmemesi gerekmektedir.

4. Bol bol su içiniz

            Eğer az su içiyorsak vücut sıvı gelmediği için kendi mevcut suyunu tutacaktır böylelikle vücuttan sıvı kaybı az olacağı için vücutta şişkinlik, ödem olacaktır. Ayrıca su içmezsek; dolaşım problemleri, selülit gibi problemlerle ödem oluşması kaçınılmazdır. Bu yüzden gün içinde 2 – 2.5 lt sıvı almalısınız.. Yeterli miktarda su içip içmediğini idrarının renginden takip edebilirsin, açık renk olması yeterince su içtiğin anlamına gelmektedir.

5. Ödem söktürücü besinlerin tüketimini artırınız.

            Öğünlerinde, ıspanak, maydanoz, roka, marul, salatalık gibi ödem söktürücü nitelikteki koyu yeşil yapraklı sebze ve meyve tercihlerini kiraz, armut, kivi, ananas, kayısı gibi posa içeriği sayesinde ödem söktüren meyvelerden yana kullanmalısın. Tarçını sütümüzün içine veya karanfille birlikte kaynatıp içmek vücudumuzdaki fazla suyu atmaya yardımcı olacaktır.

6. Potasyumu arttırınız.

            Potasyum, özellikle sodyum – potasyum dengesini yani tuz ve su oranlarını hücre içerisinde düzenler ve ayarlamaktadır. Bu yüzden potasyumu beslenmede arttırmak hücre aralarında ki suyu, hücre içine çekecek ve ödemin azalmasına sebep olacaktır. Kayısı, muz, ıspanak, semizotu gibi koyu yeşil yapraklı sebzeler, kurubaklagiller (kuru bakla, kuru böğrülce, mercimek, nohut, barbunya, kuru fasulye), ceviz ve badem potasyumdan zengin besinlerdir.

7. Sporu artırınız…

            Hayatımızın her anında hareketli olmamız gerekmektedir. Hareketsiz kaldığınızda kan dolaşımı yavaşlar bunun sonucunda, ödem, selülit tarzı dolaşım sistemi hastalıklarına da sebep olabilir. Bu yüzden mutlaka haftada en az 3-4 kez sevdiğiniz bir sporu 45-50 dk yaparak düzenli ve hareketli bir yaşam tarzını benimsemelisin.

8. Sağlık sorununuz yoksa ve beslenmeyle ödem vücuttan gitmiyorsa besin intolerans (PINNER TEST) testi yaptırınız.

            Yapılan bazı çalışmalar sonucunda, sindiremediğimiz besinleri vücudumuzda ödeme neden olmaktadır. Bu nedenle, hastalığa bağlı bir ödem yoksa ve beslenmeyle de geçmeyen bir ödem varsa mutlaka besin intolerans testi (Pinner Test) yaptırıp hangi besinlere karşı vücudunuz ödem oluşturduğunu  görüp, o besinlerden uzak durmalısınız.

Sağlıkla, mutlulukla ve huzurla dolu bir hafta geçirmenizi diliyorum…

Dyt. Tünay Tuğcan

Beslenme ve Diyet Uzmanı

dyttunaytugcan@gmail.com

Leave a Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Scroll to Top